6. Bölüm: Evde meydana gelen garip şeyler

Şangay’da ev ya da oda arama maceramın şimdiye kadar ki tüm bölümlerini bitirip buraya kadar geldiyseniz harikasınız çünkü macera tüm hızıyla devam ediyor. Bir öndeki bölümü kaçıranlar için TIK TIK: 5. Bölüm: Ev Alma Komşu Al.

Bildiğiniz üzere yeni ev bulana kadar komşumun evinde kalıyorum. Bir akşam komşumla salonda oturmuş konuşuyoruz. Ona bir önceki evdeki gariplikleri anlatmaya başlıyorum…

DURUP DURURKEN KIRILAN EŞYALAR

Bu sahte ev sahibi mevzusundan dolayı yeni bir ev bulmamız için bize verilen bu sürede evde enteresan şeyler olmaya başlamıştı. İşten eve gelince karşılaştığımız bozulan mutfak aletleri, kırılan sandalye ayakları derken buna bir de kırılan duşakabin camı eklendi. Çin’de duşa kabinler genelde camdan yapılıyor ve bunlar ciddi ağır camlar.

Birgün işten eve gelmişim, yorgunum ve hafif de hasta gibiyim, hemen odama geçip yatağa uzanmamla zaten uyumuşum. Gecenin bir körü oda kapımın bangır bangır vurulması ile uyanıyorum. Gerçek ev sahibi gelmiş ve evdeki herkese duşakabini bizim kırıp kırmadığımızı soruyormuş. Hoppala, zan altında kalmak da hiç hoş birşey değil.

Hemen banyoya gittim ki her yerde cam kırıkları. Mutfağı kullanamıyorduk – aşağıda nedenini yazdım- şimdi banyoyu da kullanamamak demek birileri bizim bu evden hemen çıkmamızı istiyor demekti. Adama dönerek “ben geldiğimde Malezyalı çocuk salonda yemek yiyordu ve banyoya bile girmeden odama gittim ve kapıyı vurmanızla uyandım” dedim. Malezyalı çocuk da doğruladı. Malezyalı çocuk ben vardığımda evde yalnızdı ama banyonun kapısı açıktı ve bir anormallik fark etmemiştim, bu karşılaştığım manzara farkedilmeyecek gibi değil. Malezyalı çoccuğun yapmış olabileceğini hiç sanmıyorum. Çifti de zaten görmemiştim.

Adam sonuç alamayınca “bir an önce gidin burdan” diyip bağırdı. Malezyalı çocuk “iyi de Bobby’de de anahtar var, ona da sormayı unutma!” deyince adam ve hepimiz bir durduk. Bobby etik değerlere çok da saygılı olmadığı için böyle birşey yapması muhtemeldi ama yine de elde kanıt olmadan birini suçlamak doğru olmaz sonuçta.

ÇALINAN EŞYALARIM

Eşyalarımı taşımama yardımcı olmak için bir önceki yazımda da bahsettiğim gibi komşularım gelecekti. Onlar gelmeden son olarak ayakkabılarımı da poşetlere koymaya hazırlanırken botumun ve babetimin ortada olmadığını gördüm. Hadi demin yukarda yüksek ihtimal Bobby olabilir dedik ama kadın botunu Bobby napsın…peki çalınan tabak ve tencerelerim, bak ya başkalarının günahını almak da hiç hoş bir durum değil. İnsanın aklına Çinli kız geliyor, ayi abla (yazıyı okumak için TIK TIK: Ayi evinizin kahramanı) da geliyor ama yahu bu böyle olmaz ki. “Giden gitti artık bundan sonra kimsenin günahını almamak adına bunları ortak alanda bırakmayacağım” dedim kendi kendime.

AÇIK BIRAKILAN APARTMAN KAPISI

Yeni ev bulmak için bize verilen bu sürede sabah uyandığımda 3 kez apartman kapısını ardına kadar açık buldum. Yatmadan önce kapıyı adam gibi kitliyoruz ama sabahları böyle bir manzaraya uyanmak biraz tuhaf tabi. Ev arkadaşlarımı çağırıyorum onlar da şok. Acaba birinin uyku problemi mi var diye düşünürken Malezyalı çocuk yine Bobby’nin olabileceğini söylüyor. Bu süreç bizi paranoyak yaptı, ne olsa ucu Bobby’e dokunuyor, malum kendisi hala ortaya çıkıp bizimle yüzleşmeye cesaret edemedi.

GÖÇ EDEN HAMAMBÖCEĞİ KABİLESİ

Sahte ev sahibi olayı olmadan önce mutfağımızda tek tük de olsa  hamam böcekleri belirmeye başlamıştı bir zaman sonra. Ben herkesten erken uyanıyordum evde. Yine bir gün aynı şekilde erkenden uyandım, mutfağın kapısını açmamla birlikte sanki biri mutfağa bidon dolusu hamamböceği dökmüştü, yerler vıcık vıcık hamamböceği olmuştu.Benim hamamböceği korkumu bilenler bilir.  Tazı, tavşan görünce çılgınca peşinden koşar ya, ben de hamam böceği gördüm mü arkadama bakmadan çılgınca koşarım. Bir önceki evden de çıkma nedenlerimden biri bu böcüklerdi.  Hani bir şov vardı ya, insanları kapalı cam bölmeye koyup yılanlar, akrepler ne varsa başından boca ediyorlardı, benim de korkum su almak için mutfağa girersem ola ki o kapı kapanırsa al sana bir benzeri, benim gözümde durum buydu. Bu manzara ile karşılaşınca çığlık çığlığa evin kapısını açıp katta koşmaya başladım, Çinli kız da çığlığı atıp yanıma geldi, pek tabi geri döndük ve Fransız çocukla Malezyalı çocuğun arkasında durup öylece mutfağa bakakaldık. Mutfak çoktan düşmüştü, zafer hamam böceklerinindi. Tabi bir süre sonra buzdolabını, suyu, mutfak dolaplarında ne varsa salona taşıdık. Yazarken bile tüylerim diken diken oluyor bu arada.

Sonra anladık ki hemen mutfağa komşu diğer dairede tadilat vardı, duvarları ve boruları kırıyorlardı. Bu sayede hamam böceği kabilesi bize göç etmişti.  İlaçlama yaptırdıysak da, malum atom bombasından sağ çıkan hamam böceklerine ilaçlama vız gelir tırıs giderdi, öyle de oldu zaten. Bazıları insan görünce de kaçmıyordu, üstünüze üstünüze geliyorlar ya da arkanızdan geliyorlardı. Sanki onlar kırk yıldır burda yaşıyormuş da biz ziyaretçiymişiz gibi hissediyorduk.

Mutfağın kapısını kapalı tutup altını havlularla örtsek bile bir şekilde yayılma politikasıyla bu hamam böcekleri yavaş yavaş girişe ve odalara doğru ilerliyordu. Bir gün odamda bunlardan birini  gördüm ama nasıl büyük. Onu farketmemle yatağın altına doğru adeta uçtu böcük. Bağrış çağrış hemen Malezyalı çocuğu yardıma çağırdım. Yatağın altını üstüne getirdik, böcük yok ama gördüm yatağın altına kaçtı, hala odada. Ben o gece nöbetteydim ama yani olur mu yahu böyle şey. Hadi biz gündüzleri evde yokuz ama Çinli kızın sevgilisi Fransız çocuk evden çalışıyor, onun durumunu zaten düşünemiyorum.

– HAMAMBÖCEĞİ TİMİ –

Ertesi gün timi kurdum. Çinli kız Taobao’dan, Çin’in Amazon alışveriş sitesi, ne kadar Çin yapımı hamam böceği ilacı bulursa aldı. Çinli ilaçların daha etkili olduğu söyleniyor, biz de deneyip görmek istedik. Evin her yerine tütsü gibi yanan ilaçları yerleştirdik. Asıl olay mutfak kapısını açıp oraya yerleştirmekti. Bu görevi de zıp zıp gibi çevik olan Malezyalı çocuğa verdik. Herşey tamam, dedik yarına bakalım nolucak.

– KİM GALİP GELDİ? –

Sabaha karsı geniz yanması ve öksürmeyle uyandım, başım taş gibi ağır, bir de o tütsülerin kokusu nasıl basmış her yeri. Kalkıp kapıyı açtığımda Malezyalı çocuğu gördüm ağzını burnunu kapamış tütsüleri işaret ederek toplayıp atıyor. Çiftten ses yok, oda kapılarını çalıyoruz, neyse ki açılıyor. Bir de bakıyorum kapının altını da havluyla kapamış, biliyormuş bu ilaçların sağlık üzerindeki etkisini de bize söylemeyi unutmuş! Bazı insanlar garip, az daha ölüyorduk yahu. Tütsüleri atıp evi havalandırdıktan sonra şöyle bir etrafa baktık ama salonda ya da girişte hamam böceğine rastlamasak da  mutfakta 15 kadar hamam böceği ters yatıyordu, birkaç tanesi de etrafta dolanıyordu. Acaba diğerleri kaçtı mı diye düşünürken, rakibimizi fazla hafife almışız çünkü mutfak dolaplarının içinde fink atarken bulduk kendilerini.

Malezyalı çocukla ben, tütsü yöntemini o gün sonlandırdık ve normal ilaçları alıp hergün koymaya başladık. Bir de Çinliler hamamböceği evi diye bir ilaç çıkarmışlar, bildiğin oyuncak ev, yemek var içinde, böcük girince yapışıp kalıyor ve yediği şeyin içindeki ilaçtan dolayı da oracıkta kalakalıyor. Bunu da denedik ama akıllı böcükler, bu evlerde de bir numara olduğunu anlayınca  bu taktiğin de suya düşmesi fazla uzun sürmedi. Öğrenilmişlik durumu sırf maymunlarda değil hamam böceklerinde de işe yarıyormuş.

– DÜNYADAN HAMAMBÖCEĞİ KARŞILAŞTIRMALARI (ÇOK GEREKLİYMİŞ GİBİ) –

Bizim muhabbetlerin ana noktası böcükler olunca dünyanın değişik yerindeki hamam böcekleri tecrübelerini de konuşmaya başladık.  Hong Kong’taki hamam böceklerinin daha büyük olduğunu ve uçabildiklerini biliyor muydunuz?  Bir arkadaşımızın anlatması ile ilk defa öğrendik ve ben de daha sonra Hong Kong sokaklarında bunu gördüm. Hatta başka bir arkadaşım, bunun birinin bile telefonun üstüne düşmesiyle telefonun ışığının yanmasına sebep olduğunu söyledi. Bu arada Tayland’dakiler daha da devasa.

Son bir çözüm ararken bundan önce paylaşmış olduğum sahte ev sahibi durumu ile artık dedik ki “al karafatmaları vur Bobby’e”.

ŞANGAY’DA EV YA DA ODA BULMA MACERAMIN ÖNCEKİ BÖLÜMLERİ

Daha önce neler oldu diye sorarsanız o zaman önceki bölümleri okumak için aşağıdaki fotoğrafların üstüne tık tık:

 

 

 

 

 

“Pozitif düşün, hayatına gelsin” diye düşünenlerimiz vardır, olsun, aramızda. Bununla doğrudan bağlantılı Şangay’da ev ya da oda bulma maceramın bir sonraki bölümünde görüşmek üzere, takipte kalın;)

 

 

Hala takibe almadıysanız da çaktırmadan hemen aşağıdaki linklerden takipler, beğeniler gelsin TIK TIK: Facebook, Instagram, Youtube, Twitter

Şangay’dan kucak dolusu sevgiler

 

2 Comments

  • Aleyna dedi ki:

    Okuduklarım bu evde büyü var bunu da Bobby yaptırdı diye düşündürtmedi değil! Şanghay’a gidersem yanıma prefabrik ev de götürmeliyim diyede düşündürtmedi değil.. çok zorlu bir süreç aksiyonlu filmler gibi, umarım şuandaki eviniz iyidir Evrim abla 🙂 diğer yazını dört gözle bekliyoruz!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

CommentLuv badge