4.Bölüm: Sahte Ev Sahibi – Şangay’da ev ya da oda kiralama maceram

Şangay’da ev ya da oda kiralama hakkındaki yazılarım sadece rehber olmakla kalmayıp  macera boyutuna da taşındığı için bu bölümle birlikte hikaye isimleriyle yazılarıma devam edeceğim. Şangay’da Sahte Ev Sahibi’nin nelere mal olduğunu yazacağım 4. bölümün ilk kısmına hoşgeldiniz.

HAYDİ GEÇMİŞE BİR GÖZ ATALIM

Evimde son derece mutlu 1,5 yıl geçirdim. Baştaki hikayeleri bilenler hemen resimlerin altındaki “Yeni Ev Arkadaşlarım” bölümünden devam edebilir. “Hangi ev? Ne evi, ev mi?” diye sorarsanız o zaman hikayenin başını okumak için aşağıdaki fotoğrafların üstüne tık tık:

 

 

 

 

 

 

YENİ EV ARKADAŞLARIM

Ev arkadaşlarım gitti, yenileri geldi, onlar da gitti, yenileri geldi. En son olarak evimi bir Malezyalı çocuk ve Çinli ve Fransız bir çiftle paylaşıyordum. Malezyalı çocuk son derece sessiz, kendi halinde, her akşam evinde ve karanlıkta yemek yemeyi seven bir çocuktu. Karanlıkta yemek yemesi biraz ilginç gelse de sanki meditasyonla yemek yemeyi birleştiriyormuş gibi huzurlu bir hali vardı. Onun bu kadar yalnız ve sessiz olmasına üzülüyordum.

Diğer yandan evdeki çiftin, Çinli kız ve Fransız çocuğun Şangay’a gelme nedeni ise Hong Kong’ta araba alıp şöför tutamadıkları için her gün metroya binmekten ve normal halka karışmaktan sıkılan Çinli kız ikisi için de karar verir ve Şangay’a taşınırlar….herkesin hayattan beklentisi farklı tabi…Her ne kadar gündüzleri gayet normal olsalar da akşamları ve gece yarısı olay değişiyordu. Bir gece yarısı uykumdan birinin boğulma sesleri ile uyandım, hemen odamın kapısını açtım ve şaşkın şaşkın nerden geliyor diye bakarken Malezyalı çocuk da aynı şaşkınlıktayken tekrar aynı ses geldi ama bu sefer boğulma sesinden ziyade böğürme sesine benziyordu ve çiftin odasından geliyordu ve bir anda kapılar çarpıldı ve anladık ki  çift kavga ediyordu. Yavrum, kavganı et ama evde sırf sen yoksun ki, kalbime iniyordu birine birşey mi oldu diye. Bu durumlar arttıkça arttı ve anladık ki Çinli abla biraz sıkıntılıymış. Ev arkadaşlarımı başka bir yazıda anlatacağım o yüzden ev konusuna geri dönelim.

KAPIDAKİ YABANCI

Bir gün ev arkadaşlarımla salonda korku filmi seyrediyoruz. Filmdeki adam bir apartmana girmeye çalışırken farkediyoruz ki biri de dışarıdan bizim apartman kapısını açmaya çalışıyor. Hepimiz kapıya odaklanırken sonunda kapı açılıyor ve içeri biri giriyor. Girdiği gibi de kapıda dikilip bize bakıyor. Hemen ışığa uzanıp açıyoruz. Adam şaşkın, biz şaşkın…ve sonunda dünyalı ve uzaylı gibi diyalog kurma çalışmalarımız başlar.

Biz: “kimsin ?”, (Biz derken 4 kişiyiz ve dolayısıyla söyleme şeklimiz birbirimizden farklı – Kardeş kimsin?- Kimsin ulen? – kim oluyosun sen?)

Kapıdaki Yabancı: “Ev sahibiyim!” –( kişi kendini tanımlar!)

Biz: “Nasıl yani? Sen bizim ev sahibimiz değilsin, Bobby bizim ev sahibimiz.” – (kişi doğrulaması yapılır.)

Kapıdaki Yabancı: “Bobby benim kiracım, ve onun burda yaşıyor olması lazım, nerde o?” –(o ne merak?)

Biz: “Bobby burda yaşamıyor, biz burda yaşıyoruz. Sahiden neler oluyor?” – akıl karmaşası başlar! – (çok bilgi paylaşımı, beyin yanıyor!)

Kapıdaki Yabancı: “Şimdi gidiyorum ama polisle gelicem ve apartmanımı sizden geri alıcam.” (kişi tehdit oluşturmuyor, muhtemelen deli! “eee anahtarı nerden buldu?” işte pahalıya patlayan detay o sırada gözden kaçar.) 

Hoppala!!! Kapıdaki yabancı geldiği gibi gitti ama biz adamın arkasından şaşkın şaşkın bakakaldık. Deli bu deyip biraz rahatsız olsak da filme geri döndük.

POLİS BASKINI

Ama Kapıdaki Yabancı haklı çıktı. Bir hafta sonra polisler bizi aradı. Evde 16 kişinin yaşadığını ve ev sahibi ile birlikte geleceklerini söylediler. Biz panik, ev sahibi Bobby’i aradık ama bir türlü ulaşamadık. Ben arkadaşım Jessica’ya durumu anlattım. Çok şeker, bana verdiği akıl ” en yırtık pırtık kıyafetini giy, polislerin karşısında çok üzgün dur” oldu. Bunu ev arkadaşlarımla birlikte uygulamaya karar verdik.

Polislerin geleceği akşam hepimiz eve erken vardık ve en derbeder kıyafetlerimizi giyip, kafalar önde mazlum mazlum polisleri beklemeye başladık. Herkes sessiz sessiz kendi dünyasında felaket senaryoları kuruyordu. Çok geçmeden kapının güçlüce vurulması ile kendimize geldik. Kapıyı açtık ve polislerle birlikte Kapıdaki Yabancı da gelmişti.

Polisler bizden pasaportlarımızı ve kira sözleşmemizi istediler.  İnceledikten sonra karakol kayıtlarında bu evde 16 kişinin oturuyor gözüktüğünü söylediler. Hoppala, sadece 4 kişiyiz, ekstra 12 kişiyi nereye sığrdırabiliriz ki diye dumur olduk. Polisler sadece 4 kişi olduğumuzu kanıtlamamızı istediler. O sırada Çinli kız araya girip Şangay lehçesinde polislere durumu anlattı. Burda şöyle bir durum var, istediğin kadar Mandarin konuş, yerel lehçeyi bilmedikçe her zaman bir şaşkın balık durumu ortaya çıkıyor. Bu arada ev sahibi de evden o gece çıkmamız çin polislere diretiyor. Tam tiyatro!

Polisler 4 kişi olduğumuza inandılar ama kötü haberi de peşinden patlattılar. Kontratlarımız sahteymiş. Kapıdaki Yabancı, evin gerçek sahibi ve Bobby de evi ondan kiraladıktan sonra daha yüksek bir fiyatla bize kiralamış. İşin ilginci bu Şangay’da son derece yaygın. Yasal değil ama önüne de geçemiyorlar.

EVİ BOŞALTIN

İkinci bomba da hemen peşi sıra gelir. Gece evi boşaltmamıza kalpleri el vermediyse de (derbeder kıyafetler biraz olsun işe yaradı) evi bir hafta içinde boşaltmamızı söylediler daha doğrusu emrettiler. Bir hafta, bu koca şehirde ev bulmak için çok kısa bir süre. Herkesi bir panik havası sardı. Bunu dile getirdiğimizde de “bu gece evden çıksanız daha mı iyiydi ?” dediler. Mecbur kabullendik, son olarak depozitomuzu sorduk. Polisi alıp Bobby’nin evine gitmek istedik ama Polis kontratlarımız sahte olduğu için bize yardım edemeyeceğini söyledi. Nasıl bir iştir bu!?!?! Al sana hayat dersi !

Polisler gitti ve biz koltuğa çöktük kaldık, herkes kendince bir çözüm ararken Çinli kız sinirle odasına gidip kapıyı çarptı. Anlaşılan yine bu gece de kavga olacaktı…

PEKİ BU BİR HAFTADA NELER OLDU?

İşte bu bölüm tam akıl oyunları gibiydi, kim kimin kuyusunu kazacak, kim kimle anlaşacak. Bunları da 5. Bölüm’de anlatıyor olacağım. Takipte kalın;) Hala takibe almadıysanız da çaktırmadan hemen aşağıdaki linklerden takipler, beğeniler gelsin, TIK TIK: Facebook, Instagram, Youtube, Twitter

Şangay’dan kucak dolusu sevgiler

2 Comments

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

CommentLuv badge