En yüksek versiyonunda mısın?

EN YÜKSEK VERSİYONUNDA MISIN?

Hayal dünyası ve fiziksel dünya

Çevrene bir bak, gördüğün en küçük detay bile önce hayal dünyasında hayat bulmuştur…hepimiz hayal kurarız ama ne yazık ki bazı insanlarda hayal dünyası ile fiziksel dünyanın sınırları çok net olarak ayrılmıştır…sen de tanıyor musun böyle insanlar? elbette…

Ben Nişantaşı Anadolu Lisesi’ndeyken arkadaş grubumuzda kısa boylu hafif toplu bir kız vardı…Bir gün merdivenleri çıkarken bize balerin olmak istediğini anlatıyordu…çok geçmeden arkadan bizim lisenin müdürünün sesi geldi ” yok artık, astronot ol bari…”!!!

Gözlerini kapattığında seni mutlu eden bir dünya var, hayallerinle dolu bir dünya… o dünyaya form verip hayata geçirebileceğine inanıyor musun yoksa sen de bu insanlardan mısın?

Çoğumuz normal bir birey olmak üzere büyütülüyoruz. İçinde bulunduğumuz sisteme uyum sağlayıp, herkesin geçtiği yollardan geçecek bir birey olmak için, yani sıradan ve ortalama biri…

Sıra dışı biri olmak ise bambaşka birşey…kendi içinde farklı bir potansiyel olduğuna inanmakla başlar… görünümünün ötesinde, koşullarının ötesinde, sahip olduklarının ötesinde bir farkındalığa sahip olmaktır ama biz bu versiyonumuza inanmak icin eğitilmeyiz çünkü hayal dünyası ile fiziksel dünyanın çok net bir şekilde birbirinden ayrıldığıdır sisteme hakim olan anlayış…

CkZ7h48qhZVWrG36KRc5XCmr

Nick Vujicic! Kolları ve bacakları olmayan adamın hayatı nasıl da sınırsız yaşabildiğinin bir örneği…

Ne bekliyorsun kendinden?

Eğer hayatında birşeyi başarabilmek istiyorsan önce bunu yapabileceğine inanmalısın, hayal etmelisin, bütün detayları ile hücrelerinde hissetmelisin…kendinden bunu beklemelisin…

O başarılı insana dönüşeceğine inanıyor musun? Kaliteli ilişkiler kurabileceğine inanıyor musun? İstediğin fiziğe kavuşabileceğine inanıyor musun? Daha iyi olabileceğine inanıyor musun?  Notlarını yükselteceğine inanıyor musun?


Yapmak istediğin o şeye bir tek insanın bile inanması yeter…O da SENSİN!


Çevrenin ya da egonun seni kapattığı o kutu değil önemli olan, çünkü senin hangi yöne gitmek istediğin sınırlamalarından koşullarından çok daha mühim…

Çin’e gitmeden önce bir arkadaşım(!!!!!) beni aradı ve “facebookta paylaşımını gördüm, gerçekten gidiyor musun?” dedi. Ben de “Evet, bir hafta sonra uçuyorum.” dedim…Ne dese beğenirsiniz….”Bunu yapabileceğine hiç inanmamıştım!” dedi… 

Başkalarının imkansız gibi gördüğü o şeyi sen yapabilirsin ama bu senin kim olduğuna inandığınla ilgilidir…hangi versiyonundasin?

En yüksek versiyonun

İçindeki o sıra dışı sen, ruhun, herşeyi yapabileceğine inanır, güçlüdür ama harekete geçmek için en yüksek versiyonunda olman lazım…

En yüksek versiyonun nedir, kimdir?

Herşeyi gerçekleştirebilecek güce sahip, sınırlamalara inanmayan versiyonun… bu versiyonuna inanmak için eğitilmediğin halin…

En yüksek versiyonun merkezinle, kaynağınla, yaratıcınla bağlantıya geçtiğin ve daha büyük bir farkındalığa ulaştığın versiyonundur. Bu büyük bir sır olarak görülse de çektiğin sıkıntılar, uğradığın haksızlıklar, “eli boş kalış”ların seni bu farkındalığa ulaştırmak içindir….yaşayarak öğrenmelisin bunun başka bir yolu yok…bu öyle bir tecrubedir ki ruhunun bedeninden daha da genisledigini hissedersin, ruhun, kalbin parçalanır, acısını resmen fiziksel olarak hissedersin çünkü yeni seni dünya ile tanıştırırsın…adeta yeni doğmuş bebek nasıl can acısı ile ağlarsa sen de ancak canın yanarak yükselirsin…

Vietnam’ın Da Lat şehrinde yanıma gelerek “Sen While Travelling değil misin?” diye soran instagram takipçimle ilginç ve güzel tanışmamızdan sonra yine ilginç bir şekilde denk gelerek kendisi ve arkadaşı ile dağlardaki tapınağa gittik. ben bolca fotoğraf çektikten sonra tapınağın arkasında dağların arasındaki gölü gören bir bölgeye oturduk ve yanımızda da tapınağın bilgelerinden bir keşiş kadın vardı…Kızlardan birinin kalbinin yandığı çok aşikardı, acı çektiğini gözlerinden görebiliyordum…çok hassastı ve her sözünde gözleri dolu dolu oluyordu…en sonunda ağlayarak sordu “hayatta neden kötü şeyler başımıza geliyor, ben ne kötülük yaptım ki bunlarla karşılaştım?”…canım acıdı…acılarının sebebini bilmesem de onu derinden anlıyordum…sonra sessizce dedim ki “öğrenmemiz için…ancak kalbimiz kırıldığında, çevresine ördüğümüz duvarlar çatlayıp aralarından ışık girince gerçekten öğreniriz! ışığın taa içeriye, özümüze kadar ulaşması lazım”…Bu anı başka bir yazıda ayrıca yazıyor olacağım… 

Zor  savaş ve yoldaki tehlikeler

Bundan sonra ki savaşın yüksek versiyonun ile ortalama versiyonun ve çevrendeki diğer ortalama versiyonlar arasındadır.Ortalama versiyonun ve çevrendeki ortalama insanlar seni vazgeçirmeye çalışacaklar…

Sonucu belirleyecek olansa en zayıf anında hangi tarafa kaydığındır...

Zorluklar içinde savaşıp dururken sonunda olmuyor diyip pes edip eski haline geri dönmek…”eee nediye verdin önceki savaşları o zaman, en baştan geri dönseydin!” demezler mi insana…hayatın ne kadar umutsuz, ne kadar anlamsız gözükse de, sevdiğin insan sana karşılık vermese de, istediğin o işten kabul alamasan da pes etme çünkü bütün bu olumsuzlukların arkasında ufkunu açacak ve önceki olmayışlarını unutturacak güzellikler senin onlara ulaşmanı bekliyor…

En yüksek versiyonun sonuca odaklanıp oraya olan yolculuktan da tad alırken, ortalama versiyonun sebeplere odaklanır…”o neden bana bunu yapti?“, “ben bunu hakedecek ne yaptim, ne yanlis gitti de bu basima geldi?” sebepler sebepler sebepler…yetinmez bir de üstüne çevresinde bulabildiği insanları suçlar, annesini, babasını, kardeşini, komşusunu, en yakın arkadaşını…kendisi dışında bütün dünyayı suçlar çünkü sonuçları kaldıracak, sorumluluğu alacak kadar güçlü değildir, o yüzden sebeplerde takılıp kalır…

Ortalama halinin kullandığı kelimelere çok dikkat et…Kendi kendini sürekli “ben şanssızım“, ” ben hep üzülen tarafım“, ” böyle şeyler hep beni bulur“ları söylerken buluyorsan kendini, o zaman huzurlu değilsindir, güçlü hiç değilsindir, herşeyden kötüsü durumu iyileştirmek yerine bilinçaltına çok tehlikeli mesajlar gönderirsin…çünkü bilinçaltın söylediklerinle gerçekleri eşleştirmeye çalışıp olumsuzlukları hayatına çekecektir “demek ki bunu istiyorsun, al bakalım” dercesine…

Bunun yerine “ben güçlüyüm“, “ben güzelim“, “ben istediğim herşeyi yaparım“, “başvurduğum işi alacağım.” seklinde yapıcı konuşmaya başladığında bilinçaltın da bu mesajları kaçırmayıp duruşunu, tepkilerini ona göre ayarlar…

En yüksek versiyonuna doğru yolculuk başlasın

  • Önce ne istediğine ve bunu ne kadar istediğine karar var ve İNAN…hayal dünyana onun bunun dediğine bakmadan istediğin herşeyi yerleştirebilirsin… hayatına çekmek istediklerini önce hayaline yerleştir…. uykuya dalarken nasıl olmak istediğini hayal et, her bir detayını…
  • Kimsenin senin potansiyelini belirlemesine izin verme“sen aptalsın”, “sen hastasın”, “sen beceremezsin”, “sen çabuk bıkarsın” bunların hiçbiri gerçek değil… sen istedikten sonra herşeyi yapabilirsin…
  • Kendini öyle bir gerçekliğe getir ki sanki adeta çoktan olmak istediğin o insana dönüşmüşsün…buna yürekten inan ve bunun olması icin gerekenleri yapmaya başla…gelecek dünyanı şimdiki durumun olarak kabullen ve o seviyeye göre kendini, davranışlarını, düşüncelerini yeniden kodla.
  • Hayal gücünü küçümseme, istediğin herşey ordan başlar…yeter ki o çok istediğin şeyi hayaline yerleştir ve onu yaşamaya ve hissetmeye başla, hücrelerine işlesin, müziği aç ve sanki o ortamdaymış gibi dans et, nasıl hissettiğine odaklan…o his senin yoldaşın ve rehberin olacak…
  • Bu yolculukta olanları bul.. ister yakınında ister dünyanın öbür ucunda olsun fark etmez…internet uzakları yakına getiriyor ve bu yolculuğa çıkmış olan insanları daha kolay bulabilirsin…kitaplarını alın, okuyun, youtube’dan videolarını izleyin…bir sürü kitap arasından bunu hala dönüp dönüp okurum. Takip ettiğiniz kişileri yorumlara yazarsanız bu yazıyı okuyanlara da yardımcı olmuş oluruz.

 

  • Ruhunu besle…Bu evrende herkes birbirine bir şekilde ve yaratıcıya bağlıdır ama günün koşturmacası içinde bu bağ zaman içinde o kadar zayıflar ki unuturuz ve bu bizim enerjimizin daha da zayıflamasına sebep olur. Uykuya dalmadan önce gözlerini kapatıp günün değerlendirmesini yap, yarın neleri daha iyi yapabilirsin,  sahip oldukların için şükredip yolculuğun için destek iste, içindeki potansiyelin zincirlerini kırıp dışarı çıkması için cesaret dile…fiziksel gücün ruhsal gücünden gelmektedir, kaynak orasıdır, o yüzden yaratıcınla bağını güçlendirip ruhunu da besle!

Vietnam’ın Phu Quoc Adası’nda uçağımı yakalamak için pansiyondan ayrılmaya hazırlanıyordum ki 21 yaşında bir Fransız çocukla tanıştım. Yaptığım en güzel sohbetlerden biri oldu…Fransız bu çocuk bana “Hayat Çiçeği”nden bahsetti… Boş bir sayfa al eline ve ortasından başlayarak kocaman bir papatya çiz. Çiçeğin merkezine yaratılış amacını yazıp yapraklarına da alman gereken aksiyonları yaz. Çiçeğin gövdesi de bu amacını nasıl besleyeceğinden oluşur yani ruhunu nasıl beslediğin…Bunu da ayrı bir yazı da daha detaylı paylaşıyor olacağım.

  • Kendini ada…Hayallerin doğrultusunda öyle bir adanmışlık göstermelisin ki “ne olursa olsun vazgeçmek yok!” senin motton olmalı! Hayalin seni tüketmeli, sabah, öğlen, akşam, uykunda bile rüyan için çalıştığını görmelisin! Bu senin hayalin ve bunu sadece sen gerçekleştirebilirsin! ama ortalama versiyonun değil, bu hayalini ancak en yüksek versiyonunda gerçekleştirebilirsin!

Çin’e gelmeden önce buraya gelmeyi kafama koymuştum ve rüyamda bile kendimi Uzakdoğu Asya’daki kayıklardan birinde ana kıtaya kürek çekerken görüyordum…

  • Işığını yay…En yüksek versiyonuna doğru ilerlerken bir enerji topuna, adeta bir ışığa dönüşürsün…Hareketlerin, tavrın, kendini nasıl taşıdığın bir ışık gibi aydınlatır girdiğin ortamı…aldığın aksiyonların görenlere ilham verir….Sahip olduğun tecrübeler sırf içinde kalsın diye sana verilmez; paylaşman, ışığını yayman ve başka hayatları da iyi yönde değiştirebilmen için bu tecrübeler sana verilmiştir…başkalarını da yukarı çek!

Seçim

Televizyonu açtın ve izlediğin filmde başrolde sen varsın…kendi başarısızlığını seyrederken buluyorsun kendini…bu mu istediğin? Birine ödünç para verirsin ve söylenen günde ödenmezse hesap sorarsın değil mi? peki kendine verdiğin ve tutmadığın sözler için kendine hesap soruyor musun? Yok! Ama sormalısın!  Hayatına potansiyelinin sadece %50sini belki de daha azını neden verdiğinin hesabını sor? sor ki artık farkına var hangi versiyonunda olduğunu….

Kestirme bir yol yok mu?

Olmaz mı! En kestirme ve kolay yol pes etmektir! Böylece fabrikasyon hayatların arasında kök salarken hayallerin de potansiyelin de cılız bir sese dönüşüp zamanla kaybolurlar…ama bu dünyada yolculuğun tamamlanmak üzereyken de yatağının başına ilk gelecek olanlar kolay hayat uğruna sattığın o hayallerin olacaktır!

Peki ya sen, en yüksek versiyonunda mısın?

2 Comments

  • gülizar dedi ki:

    22 yaşındayım. hayatımda o kadar yolunda gitmeyen şey var ki. neler olabilir ki diyeceksiniz ama var işte.aslında çok neşeli bir insanımdır. içimde hep bir umut vardır. her şey için. bu yazıyı da okumadan önce günlüğüme döktüm içimi. her şeyimi bir o bilir zaten. arkadaşlarla almanyaya gidicez eylül de. o yüzden bir kaç araştırma yapıyım dedim. kafam dağılsın biraz. tam en umutsuz, en çaresiz günümde bilgisayarımın başına geçtiğimde bu yazınıza denk geldim. ve bana her şeyi tekrar hatırlattınız. yaşamam gerektiğini hatırlattınız. ve yeni bir yol öğrettiniz. sanki beynime girmiş, nöronlarımla muhabbet etmiş gibi ne düşündüysem hepsine bir bir cevap vermişsiniz. teşekkürler. her şey için…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

CommentLuv badge