Çöpü dışarı çıkar

Kısır döngü…

Saat 6’da alarm çalar, ya ertelersin “5 dakka daha” diye ya da mırın kırın kendini kaldırırsın yataktan da o süreç boyunca da duygusal yükler teker teker aklına yüklenir, başlasın bakalım kendi kendini yemeler, “yok o niye böyle yaptı?” , “neden bu bana bunu yaptı?”, “ne ters gitti?”…bütün bunlar olurken, telefon ele alınır, bütün sosyal medya güncellemeleri kontrol edilir, kim yeni sevgili yapmiş, kim bebeğinin alt bezini paylaşmış, kim ne yemiş, kim kime ne laf sokuyor…çok gerekli gibi gösteriş yapanlarla kendinizi kıyaslamalar falan…kahvaltı hazırlama ya da kahvaltısız acele ile yola koyulma, işe vaktinde yetişmek, metrobüse atla, milletle boğuş, işte belki uyuz müdürüne laf anlatmaya uğraş o da sana iş çakmaya devam etsin, sana verilen görevleri çılgın süreler içinde bitirmek için uğraşmalar, öğle yemeğini atlayıp bünyeni kafeinle coşturmak, akşam olup tekrar metrobüs izdihamı, eve gelip ailevi sorunlarla uğraşmalar, haberlerde dünyada olup biten bütün negatif olayları bünyeye sindirmek, değersiz hissetmeler, yatağa giderken yarının da ayni kısır döngü olacağını bilip uykuya dalmak…haftalar, aylar, hatta yıllar bu şekilde geçer…

Senin hayatın da böyle mi, yoksa daha da mı kötüsü? Okumaya devam o halde…

Kendini sürekli şikayet ederken, uçurumdan yuvarlanıyormuş gibi hissederken bulursun…endişeli, kızgın, hayal kırıklığına uğramış, haksızlığa uğramış gibi hissedersin, kurban gibi hissetmekten kurtulamazsın…bütün bu hissettiklerin ya seni daha çok yemek yemeye iter ya da iştahını kaybedersin…

En kötüsü de kendi kendini değersiz olduguna inandırırsın ki koca bir yalandır bu!

Gerçekten bu şekilde mi devam etmek istiyorsun hayata? Sürekli şikayet edip, konuşan ama herhangi bir aksiyon alamayan pasif biri mi olmak istediğin? Sürekli kötü hissedip etrafa da aynısını yansıtmak mı en iyi yapabildiğin?

O halde tekrar doğman gerekiyor!

Şu an bir kaos içindesin! Vücudun, aklın, ruhun sürekli çatışma halinde ya da öylesine yorgun ki adeta yürürken arkadan seni biri itiyormuş gibi duruyosundur… Daha önce hiç sahip olmadığın birşeye sahip olmak için, hiç yapmadığın birşey yapmak yetmez, yeniden doğmalısın!

İlk 3 adım

 Kulağa basit gelen ama uygulaması zor bu 3 adımla hayatına netlik, açıklık getirip kendini yeniden doğmaya hazırlayacaksın.

1-)DUR!

Aynanın önünde dur!

Kendine bir bak! Tam gözlerinin içine bak ve sor:

“Bu gerçekten ben miyim?”

“Bu olabilecek en iyi halim mi?”

“Kendimle gurur duyuyor muyum?”

“Hayatımla gurur duyuyor muyum? Elde ettiğim sonuçlardan memnun muyum?”

“Şimdiye kadar biriktirdiğim tecrübelerimi hayatımı değistirmek yönünde nasıl kullanabilirim?”

“Neden dolu dolu, cok daha iyi bir hayatı hak ediyorum?”

“Şu an da yaptığım işi seviyor muyum?”

“Şu anda yaptığım iş benim varoluş amacımı mı yansıtıyor yoksa sadece faturaları ödememi mi sağlıyor?”

“Şu an bulunduğum yerden istediğim yere gidebilmek icin neler yapmaya hazırım?”

Beynimiz adeta bir Google gibi çalışır. Eğer doğru soruları sorarsan, yolunu bulursun. Sana zarar verecek tarzda sorulara saplanıp kalırsan kaybolursun. Bu sorular “neden hep bana oluyor?”, “Bunu yaşayacak ne yaptım da bu başıma geldi?”, “neden bu kadar şanssızım?” gibi sonu gelmeyen sorgulamaları içerir. Bu soruların cevapları sana yardım etmek bir yana dursun, kendine olan az da olsa kalmış güvenini canlı canlı yer ve kendini herkesten daha küçük görmeni sağlar…Kendine daha iyi sorular sor, seni güçlendiren sorular, kendini yargılayıp paramparça edecek sorular değil…

6 yıl önce kendimle aynada karşılaştım, ilk defa kendime odaklandım ve gördüğüm hoşuma gitmedi…aynada gördüğüm kişi ben değildim, gözlerinin içindeki ışığı sönmüş, hayatının kontrolünü kaybetmiş bambaşka biri karşımda duruyordu…neredeyse 70 kiloya çıkan, hobiye ayıracak vakti olmayan, mutsuz bir ilişki içinde dönüp duran, mutlu olmak için parasını kıyafetlere ve abur cubura harcayan, gerçek bir hayatı olmayan, rahatlamak icin vakti olmayıp sürekli çalışan ve sonunda sağlık sorunları ile karşılaşan bir insan vardı karşımda…bu ben olamazdım…bu hale gelene kadar nasıl olur da işaretleri görmezdim…Gerçeği kabullenmek istemedim çünkü bu ben değildim, başkalarının isteğini takip etmekten kendi yolumdan çıkmıştım…gördüklerim karşısında paniğe kapıldım ve kendime yanlış sorular sordum ve kayboldum, kendi aklım içinde kayboldum…hatta bir gün bir komşum dedi ki gözlerinin içindeki ışık nereye gitti…kendi yoluma gelmek icin evren kendi yöntemi ile kafama birkaç tuğla isabet ettirip her can acısında doğru soruları sormayı öğretti bana…

2-)CEVAP VER!

Kalemi eline al!

Kendine sorduğun soruların cevaplarını aynana yaz! haydi durma öyle, yaz! Bunun amacı cevapları kabule geçip bütün gerçekliği ile gözlerinin önünde tutmak! Eğer aynana yazamıyorsan bir kağıda yaz ve her gün yanında taşı! Bu basit gibi gözüken cevaplara görünürlük kazandırmak bilinçaltını rahatsız edecek ve yavaş yavaş seni harekete geçirecek! Bu süreçte nelerin değiştiğine dikkat et, bu acı veren ama zincirlerini zorladığın, mucizeleri göreceğin bir süreçtir.

Ben cevaplari bir süre yazamadım cünkü korkuyordum gerçekleri açık açık yazmaya, ama herşey zaten kabak gibi ortadaydı…Cevapları cesaretimi toplayıp 3 sene sonra yazabildim ve gerçek değişim basladı…bilinçaltımız tahmin ettiğimizden daha güçlüdür ve ne istediğimizi açık açık yazdığımızda yol haritamız da belirlenmiş olur…Ben bütün yazdıklarımdan sonra hayatımı bambaşka bir boyuta taşımaya karar verdim!

3-)ÇÖPÜ DIŞARI ÇIKAR!

Kafana nelerin girip girmeyeceğini çılgınca kontrol edebilmelisin! 

Bu en önemli adımdır! “Çöp de ne?” diye sorduğunu duyuyorum…Çöp Kafanın içindekilerdir!

Kendi kendine söylediğin bütün o saçmalıklar:

“Yeterince iyi değilim!” ,

“Hayalim mümkün değil”,

“Muhtemelen onlar haklı ve ben delinin tekiyim hayalime inandığım için!”,

“Hazır değilim!”,

“Çok zor!”,

“Bu çok büyük bir proje, beni aşar!”,

“Çevremdekiler haklı, ben çabuk pes ediyorum, bundan da vazgeçicem muhtemelen”,

“Ya başarısız olursam?”,

“Bugün yorgunum!”,

“Bunu yapacak param da yok!”,

“Koşullarım hayalimi gerçekleştirmeme engel!”

“Ben değersizim!”

“Şansım yağver gitmiyor hiç!”

 Sen de kendi kendine söylediğin, kendi kendini sınırladığın o düsünceleri aşağıda yorumlara ekle! Sen yaz, ben kabul ederim..

Çöpü dışarı çıkar! Bu saçmalıkları o kadar uzun zamandır taşıyorsun ki artık neyin gerçek, neyin senin düşüncelerinin ürünü olduğunu ayırt edemiyorsun. Aklın savaş alanı şu an! Seninle oyun oynuyor, tek seçenek bütün bu negatif düşünceleri susturup odaklanmak! Eğer istediğin sonuçları elde etmek istiyorsan, kendi kendini sabote etmekten vazgeçmelisin!

Odaklan! Bu olumsuz düşüncelerin farkına vardığın an kendini durdur ve şu cümleyi kur: ” Hayır, ben istediğimi yapacak kadar güçlü ve yetenekliyim!”

Diğer bir çöp de diğer insanların senin hakkında ne düşündüğüdür! çevrende “hayırcı”lar, “yengeç“ler vardır…yengeçler en ilginç olanları…Sana yengeçler hakkında komik bir gerçek anlatıyım…

Kovadaki yengeçler

Hayalinde yeni yakalanmış bir kova canlı yengeçler canlandır! Bunlar senin akşam yemeğin olacak…iç güdüleri gereği yengeçler kovadan çıkmaya çalışacak değil mi?

Peki akşam yemeğinin gözlerinin önünden kaçıp gidecek olması seni endişelendirmeli mi?

Hayır! Neden? Çünkü yengeçler kıskançlar! Ne zaman ki aralarından biri biraz daha fazla çaba gösterip kovadan çıkmaya yaklaşsın, diğer yengeçler kaçmakta olan yengece tutunup onu olduğu gibi kendi yanlarına çekerler.

Peki neden yengeçler elele verip bir yengeç zinciri oluşturup hep birlikte kaçmazlar?

Çünkü yengeçler böyledir, tıpkı seni düsünceleri ile aşağı çeken insanlar gibi…ne zaman ki sen liderliği ele alıp kendi projeni hayata geçirmeye çalışsan, bu tipler gelip “çabalarının bir işe yaramayacağını”, hele fikrin büyükse “fikrinin beş para etmez olduğunu”, “başarısız olacağını”, “kendini utandıracağını” söyler dururlar…bu kişiler çok değer verdiğin, çok yakınındaki insanlar bile olabilirler…Onlara değer verdiğin için onların düşüncelerinin kafanın içine girmesine izin verip, kendi kendini sorgulamaya  ve kendinden şüphe etmeye başlayıp, dibi olmayan o negatif soru girdabına kapılırsın…

Hiç o kovadaki yengeçmiş gibi hissettiğiniz oldu mu? 

Benim oldu ve bana hissettirdikleri sayesinde şimdi çevremdeki insanları çok dikkatli seçiyorum. Çevremi potansiyeli görebilen, düşüncelerin gücüne inanan, hayal kurup gerçekleştiren, kendi yolunda inatla gidebilen, pozitif enerji saçan, vazgeçmeyen ve zorluklardan geçmiş ve etrafını aydınlatanlarla donatıyorum…

Duygusal yükünü at, kendi kendine yaptığın negatif konuşmaları durdur, baskalarının senin hakkında ne düşündüğü seni ilgilendirmez! Anda kal, kendi anında!

Yukarıdaki 3 adım senin kendine odaklanmanı sağlayacak! Unutma, içindeki potansiyel, kendini daha iyi hissetmek icin dişarıda aradığın cevaplardan daha değerli, daha kuvvetli! Sana sadece “SEN” lazımsın şu an, ayık halin, bütün dikkat dağıtıcılardan arındırılmış aklınla senin en yüksek versiyonun şu an en çok ihtiyacın olan şey!

En yüksek versiyonla ilgili bir sonraki yazımda detaylı bilgiler paylaşıyor olacağım.

Umuyorum ki çöpü dışarı çıkarmak yolunu ve aklını aydınlatacak ve kendi içindeki savaşı durdurup tekrar doğman için gerekli ortamı hazırlayacak! Neler düşündüğünü yorumunu bırakarak benimle paylaşırsan çok sevinirim ve hayatını değiştirmek için uğraşan, her yolu deneyen arkadaşların varsa bu yazımı paylaşman kendi yollarını bulmalarına katkı sağlayacaktır.

Mutlu ve dopdolu bir hayata,

Sevgiler,

Evrim

1 Comment

  • Eren YAŞAR dedi ki:

    Merhaba Evrim hanım, Eren benim ismim.
    öncelikle, yalnız olmadığımı hissettirdiniz ! bunun için ve bu evrende var olduğunuz için çok sevinçliyim.
    Hem, uzun zamandır böylesine güzel birşey için de sevinmemiştim.
    Hastalıklı bir beyne sahip olduğumu ve beni hiçbir zaman anlamayacak olan insanlardan arınmış olarak, yalnız bir şekilde öleceğimi düşünüyordum.
    Ama sizinde söylediğiniz gibi; eğer birşeyi gerçekten çok istersen evrende buna göre şekillenecektir.
    Ben çöpleri çoktan dışarıya şutladım.
    Söylediklerinizin aksine ne yapmak istediğimi değilde,yapmak istemediklerimi yazdım.
    Ama bu yazdıklarım gerçekte de ne yapmam gerektiği gerçeğine beni ulaştırmadı.

    Eğer size direk olarak yazabileceğim bir mail adresi paylaşabilirseniz, size yazmayı çok isterim.
    Teşekkürler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

CommentLuv badge