10.bölüm: Yurtdışında karşılaşabileceğiniz 10 tip ev arkadaşı

Herkese merhaba, bildiğiniz gibi bu ay Şangay’da ev ya da oda bulma maceramı arka arkaya paylaşarak sizi de benimle birlikte bu yolculuğa çıkardım ve maceralar henüz bitmedi de hi ho ho.

Şangay’da 209bin yabancı yaşıyor. Şehrin nüfusuna oranla küçük gibi gözüken bu rakamın içinde de Şangay’a tek başına gelmiş (arkasında hiçbir şirket desteği olmadan, tek bavulu ile Şangay’a gelmiş olanlardan bahsediyorum) insanlar olarak  azınlığı oluştursak da ev maceraları bizim için tam bir hayat tecrübesi oluyor.  O yüzden güçlüyüz, ayaktayız;)  Şangay gibi devasa bir şehirde yalnız kalmamak ve ev kiralarının uçmuş olması gibi sebeplerle ev arkadaşlarımızın olmasını tercih ettiğimiz bir dönem oluyor. Ev arkadaşlarının olması hem çok eğlenceli hem de bazen yorucu olabiliyor.

Özellikle öğrenciler kısa süreli geldikleri için evimde çok devir daim oldu hahah.  Bazıları çok yakın arkadaşım oldu bazılarıysa ev içinde bile tahammül sınırlarını zorladı. Bu yazımda yurtdışında karşılaşabileceğiniz 10 tip ev arkadaşını tecrübelerime dayanarak yazdım. Haydi başlayalım

1-Kaykaycı Çocuk

Belirli bir süreliğine de olsa dünyadan kopuk yaşayan ve kendi gerçekliğini yaratan minnoş ev arkadaşı tiplerinden biridir bunlar. 360 derece Şangay manzaralı evimde James’in  anlamını çözmeye çalıştığımız sohbetleri ile ikonik ev arkadaşlarımızdandı. Kız arkadaşı ile gece yarısı gelip anahtarı unuttuklarını anlayınca daire kapısını maymuncukla açıp ve aynı zamanda bozup ertesi gün gülerek ben yaptım ama sorun yok burası güvenli bir şehir nasılsa tepkisini verecek kadar tasasızdı. James’in arkadaşları da kendi gibi bambaşkaydı. Bu canlar doğum günü partimi basıp evi daha da şenlendirmişlerdi. James ile birlikte ev halkı olarak biz de kaykaya merak saldık ve James’in kaykay dükkanında çalışan arkadaşı sayesinde Kamboçya’nın Siem Reap şehrindeki Angkor Ağaç Okulu’nda bir rüyayı gerçekleştirip (TIK TIK) öksüz çocuklara yepyeni bir kaykay hediye etme imkanı bulmuştum. Çocukların yüzlerindeki heyecanı yukardaki linke tıklayıp resimlerden görebilirsiniz.

 

2-Rus Model

Doğru duydunuz, evimi bir Rus modelle paylaştım. Şangay’a gelen Ruslar model olup çıkıveriyor. Gündüzleri iş yerinde akşamları da giyim markaları ve etkinliklerde ve gece kulüplerinde model gecesinde boy gösteren bir ev arkadaşım vardı. Bu kızın eve gelenlere karşı tepkilerine gelelim.  Eve eğer bakımlı, kendinden emin kızlar geliyorsa, hepsi bu Rus’ın pis bakışlarından nasiplerini alıyordu. Erkeklere karşı ise son derece kibar ve güler yüzlüydü. Değişim siyahla beyaz kadar netti. Yargılamadık, kültür dedik.

3-Leonardo Di Caprio

İkinci evime bir süre sonra bir çift taşındı. Kız sevgilisini Leonardo Di Caprio diye tanıttı, koptuk. Çocuk Çin’de İngiliz Leo diye tanınmaya başlayıp partilerden televizyon programlarından davet almaya başladı. Bu çocuğu görmek için eve gelen arkadaşlarımdan, çocuğu görünce dibi düşüp temizliğe deri pantolonuyla gelen ayi (temizliğe gelen kadınlara ayi deniyor)den tut da daha neler neler.

4-Her Dilden Ortaya Karışık

Uluslararası şehirlerde her yerden gelen insanlarla konuşup her kültürü gözlemleyebilmek çok güzel bir durum diyeceğim ama bunun da bir limiti var.  Ev arkadaşlarımdan bir kız Fransa’da doğmuş, Cape Town’da büyümüş, Kanada’da liseyi bitimiş, Arjantin’de üniversite okumuş, Çin’de master yapan 7 dil bilen bir kızdı. “Eeee harika yaaa” dediğinizi duyar gibiyim, değil! Çünkü istemsizce cümlelerine İngilizce başlayıp, Fransızca devam edip İspanyolca bitirip sonra da biz hata ekranı verince tekrardan deneyip bu sefer sırayı değiştiren ve istese de tek dilde cümle kurmakta zorluk çeken bir dünya vatandaşı size hayatı sorgulatıp birkaç dili aynı anda öğrenmek isteyip öğrenemediğiniz de güven sorunu yaşatan arkadaştır. Uzun bir cümle oldu ama siz anladınız, mavi ekran!

5- Parti Organizatörü

360 derece Şangay manzaralı evimdeki küçük odaya Hollandalı bir çocuk geldi. Çocuk burdaki gece kulüplerinde etkinlik düzenleyen ve her gece dım tıs dım tıs partilerde, değilse de evde parti veren bir çocuktu. Çocuk o kadar dışa dönüktü ki onu işe alsam mı diye düşündüğüm bile oldu hahaha. Bu arkadaş şehirdeki pek çok mankeni tanıyordu ve bir süre sonra bizim çatı katını parti mekanına döndürdü. Işıklar, dj, kalabalık derken işi paralı yapmaya başladı ve pek tabi bina yönetimi de peşine düştü. Çatı katında parti yapıyor ama bu insanlar içiyor içiyor, bir tuvalet lazım ve pek tabi bizim banyoyu da halk tuvaletine çevirdi bu girişimci ruh. Partiye gelen manken olma yolundaki kızlar benim banyodaki kremlerimi yürüttüler.

6- Kankalar

Bazı ev arkadaşlarımla çok iyi anlaştık. Yorgun argın işten geldiğimizde bize sıcak çikolata yapan Litvanyalı arkadaşım, Şangay’da her işimize koşan Meksikalı ve bize bıkmadan usanmadan Sushi yapan Japon kız. Evde sinema geceleri, yemek pişirme seansları, hatta evden çıkmak durumunda kaldığımızda beraber ev arayışlarımız, sorunlarımız olduğunda paylaşım saatleri hahah. Hepimiz aynı gemideydik, daha da fazlası aynı telden çalıyorduk. Ev arkadaşlarının kafa dengi olması çok mühim. Bir yerden sonra aile gibi oluyorsunuz ve insan bu hissi yurtdışında hiç birşeyle değişmez!

7-Ayna Güzeli

Ayna güzelini bir kadın olarak düşündüyseniz yanıldınız, bu türlerin erkekleri de var. Bir gün evdeki küçük odaya Hintli bir çocuk geldi. Hintli çocuk banyodan çıkmak bilmiyordu. İşe gidicem, banyoyu kullanmam lazım ama çocuk bana mısın demiyor, yarım saatten başlayıp banyo seanslarını 2 saate çıkarıyordu. Sabah rutinlerimi değiştirmek zorunda kaldım, daha erken kalkıyordum, sağolsun erken kalkma ordan kaldı hahaha. Arada banyo kapısını açık bırakıyordu, aynada şaçlarını o taraftan diğer tarafa saatlerce karıştırmakla uğraşıyordu. Evdeki Fransız çocuk da durumu fark etmişti ki bir gün çocuğa duşta fazla kalma senin yüzünden su faturası çok yüksek geliyor dedi. Bir umut sevindim ama nafile vatandaş yine kendini hazır hissettiğinde banyodan çıkıyordu.

8-Mutfaktaki İtalyan

İlk evimde ev arkadaşlarımdan İtalyan çocuk aşçı olarak çalışıyordu. Patronuna sunacağı yeni tarifleri önceden denemesi lazımdı. Denek olarak da biz gönüllü oluyorduk hahaha. Ev halkı arasında şakalaşmaya başlamıştık. Akşam yeni bir yemek yediğimizde ertesi gün ilk uyanan oda kapılarına yapışkanlı not asarak “herşey yolunda değil mi?:)” diye takılıyorduk ama bir gün mideyi fena bozduk o da ayrı konuydu, herşeye hazırlıklı olmak lazım tabi.  Adam şu an Şangay’ın en ünlü şeflerinden biri ve restoranına yakın bir eve taşındı. Biz de sonrasında aç kalınca ilan verip ” ev arkadaşı arıyoruz! koşul: aşçı olması” demeyi bile düşündük hahah.

9-  Kalbi Kırıklar

Ev arkadaşın uzun dönemli sevgilisinden ayrıldıysa yandın. Tamam bazıları bu durumla çok iyi başa çıkıyor,  iyiyim güçlüyüm mesajı veriyor ama bazen de bu durumlar o kadar kolay geçmiyor. Destek olmak ev arkadaşlarının birinci görevlerinden biri haline geliyor. Gece yarısı ağlamaları, kendini aç bırakmalar, boşluğa bakmalar, banyo yapmamalar ve belli bir süreden sonra sabah uyanınca sanki saçında savaş çıkmış da bir tek onun haber yokmuş gibi etrafta battaniye ile dolaşmalar, şişelerin dibini görmeler. Bu durumda bir ev arkadaşınız olursa çok iyi gözlem yapmanız gerekir, tam destek verip, yetmediğinde de profesyonel destek alması için telkinde bulunabilirsiniz. Yahu rakı herşeyin ilacı diyebilirsiniz de yurtdışında ha dedin mi nerde bulucaksın değil mi? Şaka bir yana bu durumda çok çok sabırlı ve anlayışlı olmanız gerekir. Kanadalı bir kız vardı bu durumda olan, desteğimizle uzun bir süre sonra kendini toparladı ve hayatına normal devam edebilmesi bizi çok çok mutlu etti.

10- “Benim Evim Senin Evin” sözünün suyunu çıkaranlar

Yeni evimdeki küçük odaya bir İngiliz çocuk taşındı ve sonrasında da Çinli sevgilisi de geldi. Çok iyi niyetli, lafı özü bir çocuktu. Bundan dolayı evimiz toplama kampına döndü. Haftanın çoğu günü evde hep birlikte  kanepede uyayan insanlar görmeye başladım. İlk başta bir iki kişiyken sonra sayısı arttı ve yukarda gördüğünüz resmin değişik hallerini görür olmaya başladık sabahları. Olay kalmaları da değildi aslında, olay bizim önceden haberimizin olmamasıydı. Belki biz de “benim evim senin evin” demek istiyorduk ama yer kalmadığından diyemiyorduk. O zamanlarda da Ginger tam atlama, ısırma, cırma döneminde. Normalde akşamları Ginger’ı odamda tutarken ilk defa bir gece yatağını salona götürdüm. O gün o kadar yorgundum ki Ginger’ın burnumu ısırmasını, ellerimi çizmesini, yorganın üstüne atlayıp beni inatla ayık tutmasına dayanamayacaktım. Ben o gece mışıl mışıl uyudum. Sabah uyandığımda İngiliz çocuğun arkadaşları kanepede yorganın altına saklanmış vaziyette ve Ginger da üstlerindeydi. Sonradan İngiliz çocuk bana Ginger’ın onları sabaha kadar uyutmadığını söyledi, Ginger’a çok da kızamadım.

BİZ DE EV ARKADAŞLARINA NASIL BAKILIYOR?

Çin’e gelmeden bir yıl önce Türkiye’de ilk defa ailemden ayrılıp işime yakın olsun diye bir kızla aynı apartmanı paylaştık. O zamanlar kadın olsun, güvenli hissedeyim diye bir his vardı. İlk defa yurtdışında karışık bir evde kaldım ve son derece güvenli, çoğu zaman huzurlu bir zaman geçirdim.

Yurtdışında, ailenizden uzakta ev çok önemli bir konu. Burda kimsenin aklı fikri ev arkadaşlarının özelinde değil.  Asıl önemli olan evde huzurun ve güzel enerjinin olması. Medeni olup herkese potansiyel sevgili gözüyle bakmayı bırakıp işimize bakalım derim canlar.

Şangay’da ev maceralarımı ilk defa okuyacak olanlar için TIK TIK: Şangay’da ev ya da oda bulma maceram

Yurtdışında ev arkadaşlarınızın olması hem keyifli ama bazen de yorucu. Bu yazıda yazdığım 10 tip dışında sizin karşılaştığınız ev arkadaşlarınız nasıldı?

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

CommentLuv badge